Yaşam
Avşa Adası Hakkında


Avşa Adası Avşa Adası, Marmara Denizi'nde, İstanbul'a gemiyle 5, deniz otobüsüyle 3.5 saat, Erdek'e ise gemiyle 1 saat 45 dakika uzaklıktadır. Balıkesir'in Marmara ilçesine bağlı bir yerleşim yeridir.

Takımadalar arasında, kapladığı alan bakımından, Avşa Adası Marmara ve Paşalimanı Adalarından sonra gelir. Uzunluğu 7 km., genişligi 4 km.'dir. 1965 yılında 1146 nüfusu olan adada, son nüfus sayımına göre 2000, gayriresmi olarak da 2500 kişi yaşamaktadır. Yazın ise Avşa Adası yoğun geçen turizm sezonu dolayısıyla 40.000-50.000 insanı barındırmaktadır. Gerek eğlence ve gerekse dinlence bakımından imkanlari bulunan Avşa Adası'na yaz sezonunda İstanbul'dan her gün 2 ya da 3 deniz otobusü ve İDO' ait gemi tarifeli sefer yapmaktadır, haftasonları ek seferler de konulmaktadır.

Coğrafi Yapısı

Marmara Denizi'nin güney batısında 3 büyük (Marmara-Avşa-Paşalimanı) ve 9 küçük ada vardır. Marmara adaları ismini taşıyan bu adalar,yapı ve yer şekilleri bakımından Kapıdağ Yarımadası'nın Marmara Denizi'ndeki uzantısı görünümündedirler. 4. zamanın sonlarında deniz seviyesinin yükselmesi ve alçak kesimlerin sular altında kalması sonunda,anakara Kapıdağ Yarımadası'ndan ve birbirinden ayrılarak bugünkü şekillerini almışlardır.

Avşa Adası'nın Marmara ve diğer adalarla arasındaki derinlik 16-35 m arasındadır.Sadece Ekinlik Adası'nı birleştiren kara parçası 1-4 m derinlikte olduğundan sakin havalar da bu bağlantıyı izlemek mümkün olmaktadır. Adanın uzunluğu 9 km,eni 4 km kadardır.Toplam yüzölçümü 36 km²'dir.Adanın batısında üzerinde bir deniz feneri bulunan Hayırsız Ada yer alır.

Takımadalara adını veren ve grubun en büyüğü olan Marmara Adası orta kesiminde 700 metreyi bulan yüksek bir ada görünümünde iken, Paşalimanı, Avşa ve Ekinlik adaları yüksekliği 100-250 metre arasında değişin basık ve yumuşak görünümlü yassı adalardır ve İstanbul'a yaklaşık 65 (64.840) Mil uzaklıktadırlar. İstanbul'un kirli kıyılarından kaçanlar ile deniz ve tatil hasretlerini gidermek isteyen Ankaralılar gözlerini Marmara'nın bu güzel adalarına çevirdiler. İlk öncüler Marmara Adası'na ayak bastılarsa da kıyıdaki kumsalların azlığı hemen arkada yükselen ve dikleşen arazi ile Beldeye Teşkilatının katı imar kuralları yüzünden gözlerini biraz ötede kıyıları boyunca uzanan geniş ve ince kumlu plajlar, yumuşak arazi yapısına sahip Avşa Adası'na çevirdiler. Ayrıca henüz konut yapımına daha yumuşak bakan Köy Kanunları (1992'de belediye oldu) geçerli idi. Bu nedenle 1969 yılından itibaren Avşa Adası Marmara Bölgesi'nin vazgeçilmez trustlik merkezi durumuna geldi. Bu olay köy ekonomisinin birden bire gelişmesine ve aranan her şeyi kolayca bulunduğu bir konuma getirdi.

Avşa Adası, diğer adalar gibi anakara Kapıdağı'na bağlı idi. Dördüncü zamanın sonunda deniz seviyesinin yükselmesi ile anakaradan ve birbirlerinden ayrıldılar. Bu nedenle Avşa ile Marmara Adası arasındaki derinlik 35 metrede kalır. Avşa ile diğer adalar ve Kapıdağ arasındaki derinlikler 16 metreyi geçmez. Özellikle Avşa ile ekinlik adasını birleştiren kara parçası 1 metre ile 4 metre derinliği ancak bulur. Sakin havalarda bu bağlantıyı izlemek mümkündür.Adanın yapılan zemin etütlerinde granit taştan oluşmuş olduğu uzmanlar tarafından belgelenmiştir. 17 ağustos 1999 depreminden sonra adada hiçbir yıkım olmamıştır.

İklim

Avşa Adası Marmara'nın orta bölümünde bulunduğu için bölge iklimi gibi bazı özellikler taşır Akdeniz ikliminin birçok özelliğini yansıttığı gibi Karadeniz'in etkisi de kendini gösterir. Kış döneminde bu bölgenin güneyinde ve Akdeniz üzerinde oluşan hava akımları alanı orta ve doğu Avrupa üzerinde bulunan kuzey cephenin güney doğru kayması sonucu batıdan gelen kar ve yağmur getiren siklonların ve bunların cephesel faaliyetlerinin etkisinde kalır. Yaz dönemleri ise bu faaliyetler ortadan kalkar. Bunun yerini farklı bir sistem alır. Bu değişiş güneşin görünürdeki hareketi ile Büyük sahra üzerindeki yüksek basınç kuşağının Akdeniz üzerine yerleşmesi ve bu iklim bölgesinin Marmara'yı etkisel altına almasında ileri gelir.

Ortalama sıcaklık ile en soğuk ay Ocak'tır. Yaz döneminde bir tarafta Basra Körfezi'nde oluşan alçak basınç, diğer taraftan Avrupa üzerindeki yüksek basıncın sonucu ada kuzey, kuzeybatı yönlü rüzgarların etkisinde kalır. İki farklı iklim bölgesi ortasında yer aldığı için ada yazın kuzeydeki soğuk cephenin dalgalanışına bağlı olarak bazen kısa süreli fırtınaların etkisinde kalır. Bu kısa süreli fırtınalar Avşa'nın güzelliğine renk katar. Köpüklü bir denizin güzelliğini seyretmek kadar güzel şey yoktur adada. En sıcak ay 24.6 ortalama sıcaklık ile Temmuz'dur. Yağmurlar en çok Aralık ayında görülür. Çok nadir olarak yağan kar Ocak Şubat aylarında düşer.

Tarihi

Avşa Adası`nın ilk yerli halkı hakkındaki ilk yazılı bilgiler coğrafyacı Strabon ve tarihçi Plinius'un kitaplarında bulunmaktadır. Toprak durumu bakımından hiçbir zaman zengin olamamış, bağımsız bir idareye kavuşamamış olan ada, tarih içinde, çevresinde hâkim olan kuvvetin arkasından gitmiştir. Hıristiyan din adamları için bir sürgün yeri olarak kullanılmış ve bütün Ortaçağ boyunca boş kalmıştır. Şimdiye kadar hiçbir sistematik kazı yapılmamıştır. Ancak adada, anakara Kapıdağ Yarımadası`ndan ayrılmadan önce bazı ilkel toplulukların yaşadığı, avcılıkla geçindiği, anakara ile bağlantı kesilince yeni bir yaşam biçimi geliştirdikleri, avcılığı azaltarak tarım, besicilik ve balıkçılıkla geçindikleri bazı buluntular nedeniyle anlaşılmaktadır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org

 
Tarihçe

"Avşa" Adı Nereden Geliyor?
Yüzyıllar içinde değişerek gelen birçok ismi vardır. Kyzikos'lu Diogenes, Propontis adalarını anlatırken Ofiousa ile Fisiayı birbirinden ayırmıştır. Plinius bu adaya OPHiUSSA der. Bizans tarihinde ise adanın ismi AFOUSiA'dır. La Mottraye 17.yy başında, adaya buradaki Meryem Ana Manastırı nedeniyle Pnagia adı verildiğinden bahseder. Marmara adalarında tarihi incelemeler yapan Gedeon'a, Patrikhane tarafından verilen 1892 tarihli vasiyetnamede ise, adanın ismi AOSiA şeklinde yazılmıştır. Rumlar adayı terketmeden önce ise AFISSIA ismini kullanmışlardır. Ada'nın ismi daha sonraki zamanlarda Araplar Adası olarak da anılmıştır. Yakın zamanlarda adanın resmi adı Türkeli olmuştur. Daha sonraları günümüzde adanın tarihi isminin Türkçeleştirilmiş şekli olan AVŞA kullanılmaya başlanmıştır.

Ada Tarihi ve Arkeolojisi
Avşa TarihçeAdanın ilk yerli halkı hakkındaki ilk yazılı bilgiler coğrafyacı Strabon ve tarihçi Plinius'un kitaplarında bulunmaktadır. Toprak durumu bakımından hiç bir zaman zengin olamamış, bağımsız bir idareye kavuşamamış olan ada, tarih içinde, çevresinde hakim olan kuvvetin arkasından gitmiştir. Hristiyan din adamları için bir sürgün yeri olarak kullanılmış ve bütün Ortaçağ boyunca boş kalmıştır. Şimdiye kadar hiç bir sistematik kazı yapılmamıştır. Ancak adada, anakara Kapıdağ Yarımadası`ndan ayrılmadan önce bazı ilkel toplulukların yaşadığı, avcılıkla geçindiği, anakara ile bağlantı kesilince yeni bir yaşam biçimi geliştirdikleri, avcılığı azaltarak tarım, besicilik ve balıkçılıkla geçindikleri bazı buluntular nedeniyle anlaşılmaktadır. Son yıllarda Avşa kumsallarında bulunan çeşitli çakmaktaşı, kemik, vb. aletler, ağırsaklar değirmen taşları, değişik baltalar adadaki yerleşimlerin yazılı kaynaklardan çok eskilere gittiği fikrini kuvvetlendirmektedir. Adanın tüm yüzeyi Neolitik - İlk Tunç çağı - Kalkolitik - Hellenistik - Roma - Bizans - Osmanlı çanak-çömlek parçaları ile doludur. Bu yüzey buluntularından başka tüm çeşitli Roma kapları, mezar stelleri, amphoralar, yazılı kitabe parçaları, sunak, sütun gövde parçaları, Bizans mimari parçaları ev temellerinde veya herhangi bir şekilde bulunmaktadır. Adanın kuzeyinde Çiftlik mevkiinde, tepede ve deniz kenarında, kumsalda, sıra halinde dizilmiş "kiremit mezarlar" rahatlıkla görülebilecek bir biçimde "in situ" durumunda, denizin sahili aşındırması sonucunda ortaya çıkmıştır. Ancak gün geçtikce kırılarak yok olmaktadırlar. Kukuma Sırtı'nda, Osmanlı mezarlığının hemen üzerinde, büyük mermer levha örtülü bir Roma mezarı ve içindeki kemikler kırılarak ortadan kalkmıştır. Belediye binasının yapımı sırasında temel kazısında bulunan "İstanbul tipi steller" olarak isimlendirilen Roma stellerine benzer muhtemelen bir Trak Steli olan yarısı kırık parça muhafaza altına alınmıştır. Bu da adanın çeşitli toplumlara ev sahipliği yaptığını gösteren önemli bir kanıttır. Bugün Erdek'te açık hava müzesinde teşhir edilen Roma sunağının üzeri girlant ve kurban tabakları, bukranyonlarla süslüdür. Bu "in situ" buluntu ilgisizlik nedeniyle götürülmüştür. Sunak adadaki Roma kültürünün ne kadar muhteşem olduğunu göstermesi bakımından çok önemlidir. Manastır Mevkii'nde, deniz içinde 4 metre derinlikte küpler (Pithoslar) içlerinde iskeletleri ile durmaktadır. İlk Tunç Yortan Kültürü, Manastır Mevkii'nde çok yaygındır. Deniz içindeki küp mezarlar ve içlerinden çıkan adak eşyaları (Piksisler, kapaklar, ağırsaklar) dışında, Manastır'da açılan 4 metre derinlikteki bir kuyu içinde 8 adet Yortan testi ve maşrapaları "in situ" durumunda bulunmuştur. Manastır ve çevresinde Roma ve Bizans kültürlerinin kalıntıları çok fazladır. Denizden çıkan altın diademler ve küpe parçaları da vardır. Örnekler sayılamayacak kadar çoktur. Buluntuların durumundan Marmara Denizi'nin en az 3-4 metre yükseldiği veya adayı 4 metre çökertecek şiddette bir yer sarsıntısının olduğunu kabul etmek gerekir. Manastır Mevkii'nde, ayrıca ismini Manastır Mevkii olarak da isimlendiren Manastır, 360 yıl önce inşaa edilmiştir. 40 oda veya hücreden oluşan Agios Georgios (Panagia-Meryem Ana) Manastırı ile şapel kalıntısı adanın tek eseridir. Bu kalıntı ilgisizlik ve taşranın muhtelif kullanılmasından dolayı çok kötü durumdadır. Pek yakın tarihlere kadar o çevrede oturanların verdikleri bilgilere göre freskler vardı. Maalesef bugün bu fresklerden hiçbirşey kalmamıştır. Gelecekte Manastır kalıntıları tamamen yok olma tehlikesi içindedir. Zira deniz de Manastır kıyılarını sürekli aşındırmaktadır. Halen bu kalıntıları gezmek ve görmek mümkündür. Bütün bu buluntular, adada Neolitik-Osmanlı devrinin sonuna kadar birçok kültürlerin yaşadığını göstermektedir. Bu bulgular ile ilk yazılı belgeler arasındaki boşluğu doldurmak icin adada sistematik şekilde kazıların yapılması gerekmektedir.
 
Firma Fotoğraf Çekimleri Başladı


AvsaRehberi.com sitesinde bu sezon yayınlanacak firmaların fotoğraf çekimleri başlamıştır.

Sitemizin özel üyesi olan firmaların, fotoğraf çekimler;

  1. Dıştan görünüş
  2. İç Mekan çekimleri
  3. Oda çekimleri
  4. Varsa ürün çekimleri
yapılacaktır. Özel üyemiz olan firmaların kısa süre içinde mekanlarını fotoğraf çekimi için hazırlamaları, gecikmeler yaşanmaması için önemle rica olunur.

Unutmayın, 2008 sezonunda en fazla hit alacak Avşa' nın kalitesli sitesi AvsaRehberi sitesine ziyaretçilere mekanınızı ve kendinizi en güzel şekilde göstermek sizin de hakkınız.

Saygılarımızla,

AvsaRehber.com ekibi

 

 
Avşa da İz Bırakanlar Bölümü Açıldı

Günümüze kadar hizmetleri ile Avşa' nın gelişmesine katkıda bulunan kişiler ile ilgili yorum, yazı ve resimleri buradan yayınlayabilirsiniz.


Not: Bu bölümde yer alan eksik yada yanlış bilgilerin hukuki sorumlulukları yorum yapana aittir. Düzeltilmesini istediğiniz yorumları bize bildirebilirsiniz.
 
Avşa Adasında Dev Kampanya

  • Avşa Adasının ilk ve tek rehberinde Dev Kampanya !


15 Mayıs 2008 tarihine kadar reklam verene;

 

1,000 adet Kartvizit + 2,000 adet Broşür HEDİYE !



  • Kartvizitler firma logolu, resimli, ve çok renklidir. Kartvizitler selefonlu olacaktır.Broşürler A5 ebadı olup, parlak kuşe kağıdına basılacaktır.
  • Bu kampanya sadece www.avsarehberi.com, www.erdekrehber.com, www.turkiyetatilde.com siteleri için verilecek reklamlar için ve 15 Mayıs 2008 tarihine kadar geçerlidir.
  • Bu kampanya tanıtım amaçlı olup, ilanda belirtilen özelliklerin ileride değişiklik hakkını ilgili firmamız saklı tutar.

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 28 - 36 Toplam: 205
Avşa Villa Biroğlu
Avşa Ömer Kaptan